Salı 16 Haziran 2026 - 23:00
Günümüz Şartları için 9 Aşura ve Medeniyet Stratejisi

Havza / İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi, Muharrem ayının gelmesiyle ümmetin ihtiyacı olan dirilişi Hüseynî Aşura ile ilişkilendirerek günümüz Yezid'ine biat etmenin tanımını yaptı. Aşura mesajı yayımlayan Ayetullah Arafi Aşura'nın ıslah projesinin ümmet için hayati zorunluğuna vurgu yaptı.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Ayetullah Arafi'nin Muharrem ayı vesileyle yayımladığı analitik ve stratejik mesajının tamamını aşağıda okuyabilirsiniz:

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Bizlere bir kez daha Aşura günlerini idrak etme gibi büyük bir nimeti bahşeden Rabbimize hamdüsenalar olsun...

İmam Hüseyin'in (a.s.) hareketinin nuru, hidayeti, anlamı ve maneviyatının ışığında İslam dünyasının nefsinin, aklının ve kalbinin arınması için melekuti bir fırsat...

Hüseynî Aşura rüzgarının esmesiyle, dünyadaki özgürlerin canları bir kez daha insanlık tarihinin en büyük ıslah hareketinin kokusuyla dolup taşmaktadır. Günümüzdeki büyük dönüşümlerin merkezinde pusulamız olan o muazzam hareket...

Kerbela hiçbir zaman sadece tarihi bir olay olarak Hicri 61 yılının sınırlarına hapsolmamıştır ve olmayacaktır. Aksine, o, günümüzdeki savaşlarımızın derinliklerinde dinamik ve canlı bir akım, İslam ümmetinin ihtişamını, izzetini ve iktidarını dünya halkları arasında yeniden kazanmak için acizlik ve esaret zincirlerini kırmasına yardım eden coşkun bir güç pınarıdır ve şöyle haykırmaktadır:

"innî silmun limen sâlemekum ve harbun limen hârebekum ve veliyyun limen vâlâkum ve aduvvun limen â’dâkum.

Kıyamet gününe kadar sizinle barış içinde olanla barışık, sizinle savaşanla savaş halindeyim."

1. Aşura'ya risalet odaklı bir bakış, bugün İslam toplumunun gerçekliğinde iki temel boyutun kopmaz bağını gözler önüne sermektedir: "Matem" ve "Destan". Temiz Kerbela kanının taşıyıcısı olan matem ve duygusal coşku boyutu, çağdaş dünyada insan vicdanını savunmanın ön cephesidir; zulmün ve istikbarın iğrenç yüzündeki perdeyi kaldıran ve insan fıtratının mevcut zalimane duruma alışmasını ve boyun eğmesini engelleyen boyuttur. Bu duygusal derinlik, doğrudan destan ve güç yaratma boyutuyla tamamlanmaktadır; işte orada Hüseyin (a.s.), bugünkü meydanımızda inkılabî ve medeniyet kurucu bir lider edasıyla, tahakküm sistemlerine ve kültürel yozlaşmaya karşı en üstün direniş modelini insanlığa armağan etmektedir.

2. Bu tarihi emanet, bugün İmam Hüseyin'i (a.s.) genç nesle ve dünya kamuoyuna "savunmasız ve izole bir kurban" olarak değil, geleceğin mimarı ve yeni medeniyet modellerinin tasarımcısı olarak tanıtmaları için hatiplerin, medyanın, sanatçıların ve Aşura edebiyatı üretenlerin omuzlarında ağır bir yük olarak durmaktadır. Mazlumun kanı ve Kerbela olayı, büyük düşünürlerin ve alimlerin tarihi okumalarında açıkladıkları gibi, zalim sistemlerin meşruiyetini yerle bir eden stratejik ve itici bir güçtür; çağdaş savaşları yönlendirmek ve güç dengesini değiştirmek için gerekli medeniyetsel, insani ve ahlaki yapıları inşa etme kapasitesine sahip bir güçtür.

3. Bu hareketin gerçek derinliği, "Kerbela vakıasının ümmetin köklü ıslahı şeklindeki makro projede sahip olduğu tam ve tarih üstü merciiyete" dayanmaktadır. Hüseynî hareket asla gücü ele geçirmek, grupsal çıkarlar, kabilesel, mezhepsel veya ailesel taassuplar gütmek için ortaya çıkmış bir akım değildi; aksine, o dönemde İslam tarihinin temel ve ilk aşamasında ümmetin yolunu sapkınlığa sürükleyen yapısal ve derin bir sapmaya karşı verilen hayatî bir yanıttı. Hüseyin (a.s.), amacı vahyi ortadan kaldırmak, Kur'an değerlerini yozlaştırmak, İslam'ın tüm alanlarda bir yaşam biçimi ve sistemi olarak etkinliğini askıya almak ve dinin mesaj içeriğini boşaltmak olan örgütlü bir akıma karşı durdu.

4. Bu açık tarihi tanıklığa dayanarak, İmam Hüseyin'in (a.s.) konumu, imameti ve vahyin kaynağıyla doğrudan bağı, bu harekete mutlak, yüce ve sürekli bir meşruiyet kazandırmaktadır. Bu konum, ümmet için Hüseynî çizgiye uymayı hayatî bir zorunluluk haline getirmekte ve İslâmî kimliğin yozlaşmasına karşı durmayı amaçlayan her çağdaş ıslah hareketine üstün bir meşruiyet bahşetmektedir. Derin felsefesini şu ölümsüz sözden alan bir hareket: 

"Ben makam sevdasıyla, şımarıklıkla, fesat çıkarmak veya zulmetmek için yola çıkmadım. Ben ancak ceddimin ümmetini ıslah etmek için kıyam ettim."

5. Bu çağdaş ıslah hareketi, bugün insanı fikri yozlaşmanın ve bilişsel yağmanın zincirlerinden kurtarmayı üstlenmektedir; hem de insanlığın doğuda ve batıda, materyalizm makinesinin bireyin kimliğini ve asaletini ezdiği, küreselleşme sistemlerinin insanı ahlaki ve ruhsal derinliğinden kopardığı varoluşsal bir krizle boğuştuğu bir çağda... İşte burada Hüseyin'in (a.s.) kuşatma çemberinin ortasındaki feryadı tarihin duvarlarını yararak dijital çağın insanına şöyle seslenmektedir: "Eğer dininiz yoksa ve ahiretten korkmuyorsanız, bari dünyanızda özgür (hür) insanlar olun."

Bu söz, ortak insan kökleri ve insan fıtratıyla konuşan canlı bir manifestodur; günümüz insanını tüketim çılgınlığı döngüsünde yok olmaktan kurtarır ve adalet ve özgürlük değerlerini, aşırı liberalizmin çıkarcı hesaplarının ve maddi hiçliğinin üstüne yerleştirir.

6. Hareket ile çağdaş gerçeklik arasındaki bu organik bağ, Aşura'nın büyük sözlerinin, ümmetin stratejik sahalarının doğrudan itici gücü ve motoru olduğu anlamına gelir. Tarihten o izzet arayışının yankısını duyduğumuzda; "Bilin ki zinakar oğlu zinakar bizi iki şey arasında bıraktı; kılıçla savaşmak ile zillet. Zillet bizden uzaktır!" Bunun günümüz meydanındaki jeopolitik ve somut karşılığı, yeni sömürgeciliğin ve hegemonyanın mutlak reddidir. Bugün İran, Lübnan ve direniş cephesinin mukavemet ve mücadelesinde; dünyanın en acımasız vahşet makinelerine karşı duruş, kahramanlık ve fedakârlığın yüce referansı olarak Kerbela olayının somut bir tezahürünü ve canlı bir uzantısını görüyoruz. Bu, ulusal egemenlikten geri adım atmanın veya Filistin davasını yok etmeyi ve mazlum halkımıza karşı soykırım yapmayı hedefleyen gaspçı Siyonist rejimle uzlaşmaya boyun eğmenin, zamanın Yezid’ine biat etmek anlamına geldiği bir meydandır. Günümüz dünyasında 'Ben Allah’a ve size; onlardan, taraftarlarından, takipçilerinden ve dostlarından beri olduğumu bildiririm' (Beri'tü ilallahi ve ileyküm minhüm...) ahdinin somut gereği; caydırıcılığı ve gücü tahakkuk ettirmek için direniş cephesine mutlak destek vermek ve Kudüs-ü Şerif’i korumaktır."

7. Aynı doğrultuda, Aşura'nın ıslah projesinin bilimsel ve medeniyetsel savaşımızdaki gereği, bilgi ve teknoloji açıklarını kapatmaktır; zira günümüzde "ıslah talebi"nin en büyük örneği, İslam ümmetinin uluslararası şantajların kırbacı altından çıkıp güç dengesini mustazaflar lehine değiştirmesi için bilimin sınırlarına, yapay zekaya hakim olmak ve ekonomik egemenlik ile kendi kendine yeterliliği sağlamaktır. Bu kapsamlı şahlanış, bugün Hüseynî risaletin evrensel ve kapsayıcı ufkunda nefes almakta, mezhepsel çatışmaların ve ümmet içindeki tali anlaşmazlıkların sınırlarını aşmaktadır. Zira Hüseyin (a.s.) yola çıkarken belirli bir kesim için hareket etmedi, aksine ümmeti ıslah etmek, insanlığı kurtarmak için Kur'an ve Sünnet'in muhkem esaslarına dayanarak kıyam etti.

8. Bu bilişsel uyanış, bugün bizleri yabancı güvenlik servisleri tarafından tasarlanan mezhepsel fitneleri ve bölücü projeleri etkisiz hale getirmek ve İslam'ın varlığını korumak, milletlerin fıtri kimliğini muhafaza etmek amacıyla tali ihtilafları aşan bir "medeniyet direnişi" cephesi açmak için "dine ve topluma yönelik sistemli ve yapısal bakışı" harekete geçirmeye çağırmaktadır. İşte tam burada, önde gelenlerin, İslami ilimler havzalarının ve İslam dünyasının büyük kurumlarının tarihi sorumluluğu, İmam Hüseyin'in (a.s.) şu tarihi yardım çağrısıyla bağlantılıdır: "Allah rızası için bize yardım edecek bir yardımcı yok mu? Resulullah'ın haremini savunacak bir savunucu yok mu?"

Bu yardım çağrısı canlı, çağdaş ve sürekli bir nidadır; önde gelenlerin dini değerlerin yozlaştırılması, mustazaf halklara uygulanan soykırım ve gençlerin bilinçsizleştirilmesi karşısındaki sessizliği, Hicri 61 yılındaki biat bozanların rahatlarına düşkünlüğü ile birebir örtüşmektedir. Günümüz dünyasında Hakk'ın zaferi ancak cesur sözlerle, "Aydınlatma Cihadı"yla (Cihad-ı Tebyin) ve medyadaki yalan imparatorluğuna karşı direnmekle gerçekleşecektir.

9. Biz bu Aşura ve medeniyet manifestosunu yayımlayarak şu inanca yakinen sahibiz ki; İslam ümmeti ne maddi kaynaklarında ne de olağanüstü beşeri sermayesinde hiçbir eksiklik çekmemektedir, aksine İslam dünyası bugün dengeleri altüst edecek ve tarihi yeniden yazacak o çelikten Hüseynî iradenin ve epistemolojik basiretin belirginleşmesinin ve harekete geçmesinin eşiğindedir. Mustazafların zaferine ve azgınlığın ve materyalizmin tahtlarının yıkılmasına dair ilahi vaat kesindir; umulur ki bu Aşura mevsimi, "medeniyetin merciiyetine ve öncülüğüne" ulaşma ve insan fıtratı ve vicdanıyla uyumlu evrensel bir model sunma yolundaki sağlam adımımız olur.

Selam olsun Hüseyin'e, Ali bin Hüseyin'e, Hüseyin'in evlatlarına ve Hüseyin'in özgür ashabına...

Ali Rıza Arafi

İlim Havzaları Müdürü

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha